Sabahtan ofise dalışından belliydi aslında felaketim.Koridorun ta başından anlarım onun geldiğini.Normal şartlarda kulaklarım pek iyi işitmez ama,ne hikmetse söz konusu 'o' olunca bünyem farklı tepki gösteriyor 'o'nunla ilgili her detaya hakim oluyorum.Çok mu seviyorum?Iı-ııhh.Sevmiyor muyum? Iıı-ııhh.Nötr müyüm? Yoo..Yok aslında özünde iyi biridir,belki de bana gösterdiği özü iyidir ama bu yine de zaman zaman sık sık,ona içten içten kızmama,dişlerimi sıkıp burun deliklerimi genişleterek derin bir nefes almama,hatta hatta bazen ana avrat sövmeme(içimden tabiki,kibarca) engel olmuyor.
Geldiğini anlayınca işime koyuldum hemen.Amacım,'bak ben çok yoğunum,yine abuk sabuk espriler yapıp,saçma sapan sevgi gösterilerinde bulunma.İşime öyle adapte oldum ki,ben de şimdi senin abuk sabuk esprilerine gülemem,saçma sapan sevgi gösterilerine karşılık veremem' imajı vermekti.Netekim amacıma ulaştım.
Geldi,yavaşça montunu çıkardı,sus pus kesildim dinliyorum.Nefes alıp verişini dinliyorum.Biliyorum.Mütemadiyen yaptığı şeyi yapacak.Sessizce masamın ucuna gelecek (o sessizce geldiğini sanıyor) ayaklarını birden onlarca yıla meydan okuyan,yer yer ezik kırık,asıl rengi maviyken şimdi ne idiğü belirsiz bir renk almış olan döşemeye hızla vuracak,ben ''ayyhh' deyip sıçrayacağım,bu benim ödümü koparttığını düşünerek sevinecek,verdiğim tepkiyi peki bi sevimli bulacak,'oooy kıyamam ben sanaa' diye sarılacak,dudağını yanağıma öyle fena bastıracak ki öperken çenemin ağrısını çekeceğim birkaç dakika.Ben gülümseyeceğim..'Günaydın' diyeceğim kendisine, taklidimi yapacak,sesini inceltecek 'ginaaaaydııııııııınnn' diyecek.
Sonra bir telaşla masasına oturacak.Önce facebookta gezinecek ona açtığım 'feyk' hesapla.Sövecek eski kız arkadaşının resimlerine baktıkça,birlikte geçirdiği zamana lanet edecek,kendine kızacak sonra nasıl böyle bir kadınla birlikte oldum diye,kapatacak sayfasını,sonra açacak youtube'u o gün işe gelirken radyoda dinleyip hoşuna giden bir şarkıyı bulacak ve akşama kadar bilmem kaç kere dinleyerek beni ve benimle birlikte aynı ofisi paylaşan zavallı çalışma arkadaşlarımı mesai saati bitimine kadar hipnoz edecek.Mesai saati bitimine kadar yaptığı tek şey bol bol su içmek ve telefonla konuşmak olacak.
Evet,amacıma ulaştım.Bu kez korkmadım,sıçramadım yerimden.'Pat' diye karşıma dikildiğinde,kafamı hafifçe kaldırdım,gülümsedim,'günaydın,korkmadım' dedim ve işime geri döndüm.Çok şaşırmış olmalı,ya da bana öyle gelmesini istedim,alttan alttan hareketlerini süzdüm.Duyabileceğim bir sesle söyleniyordu 'korkmamışmış',sen 'benden korkmuyor musun yani?' dedi.'hayır' dedim.Cevaplarım kısa olursa,ne kadar meşgul olduğumu anlar diye düşündüm.'Neyle meşgulsün?' diye sorarken aslında biliyordu vereceğim cevabı,ben de vereceğim cevaptan sonra ondan alacağım cevabı bildiğimden 'boş iş' dedim.'Bırak o zaman boş işlerle uğraşmayı limon da gel bana yardım et' dedi.
Derin bir nefes aldım,sabır çektim içimden,doğruldum yerimden binlerce kez lanet ederek yaşadığım şu duruma, yanına gittim.Sonuçta patron o.Mühim bir iş olmalı,bütün mühim işleri o bitirir çünkü bu şirkette.Sen böyle düşünebilirsin.Haklısın da düşünmekte.Ama yanılıyorsun,hangi patron yanında çalışan elemanına,işini gücünü bıraktırıp az önce yolda gelirken arabada dinlediği 'hayde gidelum' şarkısını kimin söylediğini buldurtur ki?Kazım Koyuncu söylüyor diyorsun değil mi?Ben de dedim.Değilmiş.Başka biriymiş.Arayalım google da dedim,hayde gidelumu.Google bizimkinden manyak,bunu mu dedin,şunu mu dedin diye sorup duruyor.Kim söylüyordu?
.......
Devam edecek..