Ne kadar zaman orada öylece kaldığını
kestiremedi adam.Farkına varmadan hızla doğruldu.Uyumuş olduğunu
anladı.Gözlerini uykulu uykulu açıp kapadı.Soğuktan ve uyuyup
kaldığı pozisyondan dolayı heryeri ağrıyordu.Ağrıyan
yerlerine götürdü ellerini.Dizleri beli boynu tutulmuştu.İnleyerek
yavaş yavaş yürümeye başladı odanın içinde.Karnı
acıkmıştı,susamıştı.Mutfağa yöneldi.Dolabı açtı,önce ki
akşamdan kalma yemeklere isteksizce baktı.Kapattı dolabın
kapağını.Uzandı raftan bir bardak aldı,masanın üzerinde duran
sürahiden bardağına suyu doldurdu.Bir yudumda içti suyu,bir daha
doldurdu onu da içti.Biraz daha iyiydi şimdi.Ekmek dolabına
yöneldi,bir ekmeğin ucundan bir parça kopardı attı
ağzına.Karnının acıktığını içtiği bu su ve yediği bir
lokma ekmekten sonra daha çok hissetti.Bir ekmeğin yarısını
aldı,dolaptan çıkarttığı peyniri koydu ekmeğine.Kocaman bir
ısırık aldı.Tekrar sürahiye uzandı bir bardak daha su koydu
bardağına.Nasıl olabiliyor düşündü.Ölü bir adamım
ben.Acıkıyorum susuyorum.Ağrılarım oluyor.Hayattaysam bunca
insan nereye kayboldu.Gözlerimin önünde buharlaşmalarının
mantıklı bir açıklaması olması lazım.Düşünmedi fazla.Hala
uykusu vardı.Yatak odasına doğru yürümeye
başladı.Üşüyordu.Yatağına uzandı,yorganına sarıldı
gözelerini kapatır kapatmaz uykuya daldı tekrar.
Rüyasında kendini sevdiği kadınla
birlikte avrasya koşusuna katılmış olarak buldu.Bu yarışmada
sadece 3 kişi vardı,kendisi sevdiği kadın ve görünmez bir kedi.Yarış sonunda sevdiği kadın birinci,
kendisi ikinci olmuş ama görünmez kedi ortalıktan kaybolmuştu.Sevdiği kadınla vedalaşıp,evine gitmek için bir vasıta aramaya başladı.İçi tıka basa dolu bir halk otobüsüne binmiş halde buldu kendini birden.Daha önceden tanıdığı bir kadının yanında oturuyordu.Kadın kendisiyle konuşmak istiyor,birşeyler soruyor ama duymamazlıktan geliyordu adam.
O sırada garip birşey oldu.Bindiği otobüsün güzerhanına teröristlerce saldırı düzenlenmiş,otoyol saldırı sonucu birden suya dönüşmüş ve içindeki yolcularla otobüs sulara gömülmüştü.Otobüsten birtek kendisi sağ çıkmayı başarmış,suyun yüzünden birkaç kulaçla kaldırıma çıkmış,sonra aklına madalyasının,cep telefonun ve eşofmanlarının otobüste kaldığı gelmiş,derin bir nefes alıp tekrar dalmış otobüsün içinden kendine ait olan eşyaları alıp bir çırpıda tekrar suyun yüzüne çıkmıştı.
Biraz dinlendikten sonra evinin yolunu tuttu.Eve geldiğinde annesinden dayısının Yozgattan kendisi için özel çiğ köfte gönderdiğini ama,çiğ köftelerin görünmez bir kedi tarafından yendiğini öğrendi.Kediyi tanıdı hemen.Bu yarışma sonunda kaybolan kediydi.'vay alçak demek çiğ köfteleri yemek için ortadan kayboldu' diye söylendi.Bir hışımla bu kediyi aramaya koyuldu.Kedinin varlığını hissedebiliyor ama kendisini göremiyordu.Evin heryerinde soluk soluğa kediyi arıyordu.
Böyle bir telaş içindeyken uyandı.Kalbi normalden fazla atıyordu.Gözlerini tavana dikti,bir müddet kaldı öylece..'Ne saçma bir rüyaydı bu böyle' diye düşündü.Yorumlamaya çalıştı kendince,hiç bir anlam veremedi.. Aklına böyle saçma sapan rüyaları sevdiği kadının gördüğü geldi,kadın rüyasını anlatıp kendisinden yorum beklediğinde 'kıçın açıkta kalmış hayatım' der dalga geçerdi.Gülümsedi.Sonra kızdı kendine.'Tövbe estağfurullah' deyip yatağın içinde yavaşça soluna döndü yorgana sarıldı.
Soğuktu,üşüyordu.Yorgana ne kadar
sarılırsa sarılsın ısınamayacağını anladı.Kalktı
yerinden,yorganların buldunduğu dolaptan bir yorgan daha aldı
üzerine.Yatağın içinde iyice küçülerek kendini ısıtmaya
çalıştı.Sevdiği kadın geldi aklına.'Ölüm haberimi almış
mıdır' diye düşündü.O anı getirdi gözünün önüne.Sevdiği
kadına bir daha dokunamayacak onu bir daha dünya gözüyle
göremeyecek olmanın üzüntüsüyle sarsıla sarsıla ağlamaya
başladı.Tanıştıkları andan itibaren birlikte yaşadıkları
tüm iyi ve kötü anıları bir bir sıralandı zihninde.Seni
bekleyeceğim sevgilim diyerek uykuya daldı tekrar.
Düşündüğü sadece evine ulaşmaktı kadının.Yorulmuştu,üşüyordu aynı zamanda.Adımları ağırlaşmıştı.Hiç dinlenmeyeceğim evime gidinceye kadar diye şart koşmuştu kendine bu yola çıkarken.Hiç durmayacağım, dedi.Sesli düşünüyordu.Uzun zamandır yoldaydı.Artık adımları ağırlaşmış,nefesi kesikleşmiş güçsüzleşmişti.Derin nefes almaya çalışıyor ama bir türlü beceremiyordu.Durdu gözlerini yürüdüğü yolun en ilerisine dikti.Hava alacakaranlıktı.Dizlerinin üzerine çöktü istemsizce.Ellerine baktı,yavaş yavaş kayboluyordu elleri.Siliniyordu sanki.Yorgunluktan ve soğuktan böyle hissettiğini düşündü.Tüm gücünü toparladı daha dikkatli baktı kendine.Kayboluyordu vücudu.Yavaş yavaş silinip gidiyordu.Annesinin kendisini çağıran sesini duydu.Çığlık çığlığa bağırmaya başladı.Sesi çıkmıyordu artık.Silinip gitmişti..
Sıcacıktı şimdi.Kulağında annesinin 'ne uykusu kızım bu yarım saattir sesleniyorum sana hadi işe geç kalacaksın' sesiyle gözlerini açtı.Olanlara inanamıyordu.Derin bir oh çekti.Rüya mıymış? Of ne rüyaydı ama dedi.Yatağından doğrulduğu anda korkuyla irkildi.Bambaşka bir yerde,bambaşka bir zamandaydı.Pencereye koştu,hava aydıklıktı.Saate baktı işe gitmek için evden çıkma saatiydi.Odayı deli gibi kontrol ediyordu.Aynaya baktı,gördüğü karşısında şok oldu.Allahım aklıma mukayyet ol dedi.Gördüğü herşey 10 yıl öncesine aitti.
Derin bir nefes alarak giysi dolabının kapısını açtı.Gözlerine inanamıyordu.10 sene önce ki kıyafetleri aynı şekilde öyle duruyordu.Akıl oyunu dedi.Delirmiş olmalıyım.Hiç normal değil.Akla mantığa aykırı,hayatın düzenine aykırı tüm bunlar.Ama ben de bırakıyorum artık bu akışa kendimi ne olacaksa olsun artık dedi.Aceleyle üzerini giydi.Kendine aynada çeki düzen verdi.Bu kısa saçlı halini sevmedi ama cildinin 10 yıl genç haline hayran oldu.Yavaşça odasından dışarı çıktı.Kahvaltı için mutfağa inmesi gerekiyordu.Merdivenlerden usul usul inerken bir yandan da mutfaktan gelen sesleri dinliyordu.
Tüm ailesi kahvaltı masasının etrafında oturmuş günlük konulardan bahsederek kahvaltı ediyorlardı.Her birini tek tek gözden geçirdi.Ailesi 10 sene daha gençti,hepsi 10 sene önce ki halindeydi.Gülümsedi,günaydın dedi.'Ne o yine saçma rüyalarından birini mi gördün yine yüzün sirke satıyor'diye dalga geçti kardeşi.Diğer kardeşler de gülüştüler.Annesi azarlayarak söylendi 'hadi bakalım geciktiniz doğru işinize' diyerek kardeşleri masadan kaldırdı.
Olanları anlatsam mı acaba diye geçirdi içinden.Rüya olup olmadığı konusunda hiçbir fikri de yoktu.Ama rüya olmayacak kadar gerçekti yaşadıkları.Zoraki birşeyler atıştırdı.Düşünceli bir tavırla çıktı evden.Bir psikologtan randevu alayım en kısa zamanda dedi.10 sene kadar geriye gelmişti hayatında.Bunu kime nasıl anlatacaktı.Vazgeçti sonra psikolog fikrinden.Bindiği otobüste iş yerine gelene kadar hep 10 sene önce ki hayatını düşündü.Sevdiği adamı düşündü.İlk işi onu bulmak olacaktı.Adını soyadını nerede çalıştığını,ne iş yaptığını ailesini herşeyini biliyordu adamın.Onu bulmalıyım diye geçirdi içinden.
'Beni tanımıyordur,ne diyeceğim ona?Ben senin gelecekte ki sevgilin mi diyeceğim?Nereden başlayacağım?Kendimi nasıl anlatacağım?'Hayatı karmakarışıktı şimdi.Tüm düşünceleri allak bullaktı.İş yerine vardığında orada ki bir kafeteryaya girdi oturdu.Biraz geç gitsem bir sakıncası olmaz dedi kendi kendine.Oturup düşünmeli,herşeyi gözden geçirmeliydi.Pat diye geçmişine ışınlanmıştı şimdi.Bunun iyi birçok yanı olabilirdi.Ama ya öyle değilse,ya yaşadığı aklının kendisine oynadığı bir oyunsa. Çok mu bilim kurgu ve fantastik filmler izliyordu?
Bir kahve siparişi verdi,beklemeye ve etrafını izlemeye koyuldu.Aslında bu müthiş birşeydi.Sadece kendisine ait olan birşey.Bu deneyimi acaba benden başka kimse yaşamış mıdır diye düşünmeye başladı.'Bundan sonra önümüzde ki 10 yıl boyunca hata yapmak yok ne güzel' dedi.
Ofise geldiğinde yabancı gibiydi.Çalışma arkadaşlarını her zaman ki gibi sabah saatlerinde yaptıkları siyasi gündem muhabbetinde buldu.10 sene öncesine ait konuşmalar yapılıyordu.Ve bunu sadece kendisi biliyordu.Gülümseyerek masasına oturdu.Dalgındı hala.Masanının üzerinde ki telefon numarası yazılı olan nota gözü ilişti.'Nedir bu'diye sordu arkadaşına.'Seni biri aradı bu numaradan kendisini arayacakmışsın' dedi arkadaşı.Öylece baktı numaraya,kalbi hızlanmış ateşi çıkmış ağzı kurumuştu.Elleri titriyordu.Numara yazılı olan notu ve cep telefonunu alarak dışarı çıktı.Titreyen elleriyle rakamları tuşlamaya başladığında aklında olan tek şey telefona cevap verecek olanın sevdiği adam olmasıydı.
İlk seferde cevap verdi adam telefona.İkisi de sessizdi.İkisi de öylece bekliyorladı.'Konuşmayacak mısın' diye sordu kadın.Adam sesi tanıdı,kadının ismini fısıldadı yavaşça..
.....
İkisi de zamanda 10 yıl geriye gitmelerine bir anlam veremediler.Düşündükleri ve inandıkları tek şey tanrının onlara bir armağan vermiş olmasıydı.Hiç sorgulamadılar sadece kendilerinin bildiği bu gerçeği..
BİTTİ