Eskiler sevmeyi biliyormuş anacım..Bunlar nasıl güzel nasıl anlamlı sözler,bunlar nasıl ezgiler böyle..İçim titriyorken dinlerken..Ahh ah neyse..Bir hikaye anlatayım,bu şarkıyı her dinlediğimde aklıma gelir bu hikaye,kıssadan hisse gibi.İleride yaşlandığımda torunlarıma anlatırım kimbilir,hayattan umutlarını kesmemeleri,kör kuyularda merdivensiz olduklarını düşünmemeleri için..
Günlerden bir gün,köylerin birinde adamın birinin eşeği kuyunun birine düşmüş.Niye düşer,nasıl düşer bilmiyorum.Eşek bu düşmüş.Belki kör bir kuyuydu,ağzı tahtayla kapatılmıştı,üzerine de toprak dökülmüştü,gel zaman git zaman tahta çürüdü,zayıfladı,üzerinde bulunan toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve gümmm!
Hayvancağız saatlerce kıvranmış,acı içinde bağırmış kendi dilince afedersiniz 'anırmış'Sesini duyan sahibi gelmiş bakmış ki vaziyet kötü.Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül melül bakıyor.Üstelik yaralı.Ne yapsın.Konu komşudan yardım istemiş.Köylüler toplanmışlar kuyunun etrafında hayvancağızı çıkaramayacaklarını anlamışlar.
Sonunda karar vermişler,çıkarmaya çalışmaya değmez,tek çare kuyuyu toprakla örtmek.Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak atmaya başlamışlar.Zavallı eşek üzerine gelen toprakları her seferinde silkelenerek dibe dökmüş.Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinden her atılan kürek kürek toprakta biraz daha yükselmiş,sonunda yukarıya kadar çıkmış..
Köylüler şaşırmış kalmış..